Cok geciktirdim bu yazıyı...
Bi işaret olmasın istedim...Bunu yazarsam gidersin sandım...
Seni ne kadar sevdiğimi, seninle yaşadığım özel anları anlatırsam gidersin diye korktum...
Ve gittin...
Çocukluğumu da alarak... Ben sizin evlat balınızdım, balanızın balıydım...
Artık değilim...
Dedem hayatta tanıdığım en iyi insandı, tartışmasız...
Melek kalpli, pamuk gibi gulumserdi... seni de ne çok
severdi...
Özel günlerde karanfil alırdı senin için, bana da gösterirdi...
Daha da küçükken akşam saat 6’da ışıklarda beklediğimi
hatırlıyorum onu..
Hiç gecikmezdi.. her sabah aynı saatte gider, akşam da aynı
saatte minibüsten inerdi..
Hemen kuruyemişçiye götürürdü beni, hiç bir şey aldırmak
istemezdim, parası bitmesin diye...Sense tanıdığım en özel kadın, komik, bakımlı, kendine güvenli, dobra ve bir kadında olması gereken her şey...
Özleyeceğim demiyorum çünkü özledim.. evin önünden
geçemiyorum... Mezarlığa bile ayağım
varmıyor, senin gittiğine inanmak istemiyorum..
Şimdi yine gözlerim yanıyor... bu yazı bile günlerdir
sürünüyor... parmaklarım yokluğunu reddediyor...
Çağan bu sabah yine sordu seni... anne sen de Müba’ya
bakarsın dedi... bakamam ki dedim... hüzünlendim...
Ölümün en soğuk yanı, bir daha hiç o sesi duyamacağın, hiç o
yüzü görüp, boynuna sımsıkı sarılamayağın gerçeği herhalde...
Sana çok söyledim.. simdi de er sabah, her akşam, sürekli
bunu düşünüyorum...
Seni çok seviyorum... İyi ki senin torunun olmuşum... İyi ki
bu kadar yakın, bu kadar dost bir anneanneyle büyümüşüm, aşkımı, hırsımı, dostumu,
ergenliğimi, yavrumu, okulumu herşeyimi anlatmışım, günlüklerimi saklatmışım,
güzel yemeklerini yiyip büyümüşüm, caddeleri gezip, spor yapmışım, seninle
havuzlarda yüzmüşüm...
Sensiz bi yanım eksildii be Mübiş..

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder